14 Aralık 2016 Çarşamba

Bu Kış Kimse Üşümeyecek


Zaman geçer. Mevsim değişir. İnsan da.. Aslolan iyiye dönüşmek, güzele doğru değişmektir. Gercekten insan olmaya doğru yaklasabilmek. İnsan olabilmek de ancak bencillikten uzaklaşıp "öteki" ni düşünmekle olur. Empati'dir bu. Ateş nereye düşerse düşsün bizi de yakmıyorsa bi sorgulamalıyız kendimizi: Ne kadar insanız? Umrumuzda olmuyorsa nefes alan her canlıya yapılan zulüm, kanatmıyorsa bizi, acımıyorsa canımız, varsın olmaz olsun böyle can! Kolay değildir gercek "insan" olabilmek, sınanmadan bilemezsiniz. Gercekten ne kadar insanız?

Evet, mevsim artık kış. Sıcacık evlerimizde oturan bizler için bi hoş sada kış mevsimi. Üşüyen insanlar içinse anlamı başka. Anca gördüğümüzce ısıtmaya yeter gücümüz bazılarını.. Diğerleri için ise bi temenni, bi dilek, bi dua belki: Bu kış üşümese hiçkimse, ısınsa artık tüm yürekler, tüm çoçuklar, tüm insanlar..

Bu kış kimse üşümeyecek, Feridun ORAL'ın kaleminden YKY yayınlarından çıkmış. Sıcak bi yardımlaşma öyküsü. Görseller başarılı. 4 yaş ve üstü için uygun. İyi okumalar..

28 Ağustos 2016 Pazar

Spinderella


Spinderella, sayıları öğrenmek için çok hevesli bir örümcek. Annesi, abileri ve ablaları ile sinek yemek ve futbol oynamak hayatlarının rutini. Ama tüm bunlarda hep bir şey eksik: sayılar. Kendisi dışında hiç kimse bunu anlamıyor ve Spinderelle'ya hep aynı şeyi söylüyorlar: Bırak artık şu sayıları Spinderella! Spinderella ise vazgeçmiyor ve bir gece Tüylü Peri ona bu konuda yardım ediyor. Sonrasında ise öyle çok işe yarıyor ki sayılar. 

Kitap, 1001 Çiçek Yayınları'ndan Julia Donaldson'un kaleminden çıkmış. Görsellerini beğensem de öyküsünü çok başarılı bulmadığım Spinderella, nedense oğlumun en sevdiği kitaplarından. Futbolu seven ve sayıları öğrensin istediğiniz çocuklarınız  da sevebilir. Arkasında örümcek bacağı oyunu da mevcut. Bilginize efendim :)

23 Ağustos 2016 Salı

Menekşe Bayramı


Kırk sekiz saat olsa gün
Kırlarda sekerek çiçek toplasam
Mor papatya
Salkım söğüt altında
Işıl ışıl bir dere gökyüzüne aksa 
Maviler karışsa 
Kıvrılsam
Bir sarı kuyruklu kedinin yanına 
Gün kırk sekiz saat olsa 
Kırkı oyun, gerisi rüya

Şiir, çocuklarda edebi zevkin oluşmasında, dil yeterliliğin ve dile hakimiyetin gelişmesinde oldukça önemli. Bu sebeple çocuklar da küçük yaştan itibaren şiirlerin dünyasıyla tanıştırılmalı. Menekşe Bayramı, Kayalıpark Çocuk Yayınları'ndan Ayşegül Sözen Dağ'ın ilk şiir kitabı. Çocuklar için kaleme alınmış şiirlerden oluşuyor ve çok güzel resimlenmiş, bu yönüyle çocuklar için ilgi çekici olmuş. Kitap 7+ etiketi taşıyor ama daha erken de tanıştırabilirsiniz çocuklarınızla. İyi okumalar :)

19 Ağustos 2016 Cuma

Masal Tiyatrosu: Jack ile Fasulye Sırığı


Masal Tiyatrosu kitapları, İş Bankası Kültür Yayınları'nın orjinal kitaplarından. Aslında tam olarak kitap değil. Kitabın içinden bir tiyatro sahnesi oluşturuyorsunuz ve öyle okuyup canlandırıyorsunuz masalları. Çocuğunuzla birlikte eğlenceli zaman geçirebileceğiniz kitaplardan oluşuyor. Jack ile Fasulye Sırığı masalını hep biliriz ama ben bu anlatımını çok değerlerime uygun bulmadım açıkcası. Jack, fasulye sırığına tırmanarak devin evine çıkıyor ve oradan devin altın yunurtlayan tavuğunu ya da diğer değerli eşyalarını (ç)alarak evine  dönüp mutlu mutlu yaşıyor! Ben çok doğru bulmadım. Ama Masal Tiyatrosu serisinin diğer sevdiğiniz masal kitaplarını (Pamuk Prenses, Külkedisi, Uyuyan Güzel) temin edebilir ve kendi tiyatronuzu kurup oyununuz canlandırabilirsiniz. Hadi size kolay gelsin o halde :)

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Yemeğini Arayan Tırtıl


Yemeğini Arayan Tırtıl, oğlumun bu ara en çok sevdiği "kapılı  kitap"ı :)  Yumurtasından yeni çıkan aç ve dünyayı gezmek için sabırsızlanan bir tırtılın karşısına çıkan kapılarla karşılaşıyorsunuz kitapta. Okul kapısı, park kapısı, kütüphane kapısı ve tiyatro kapısı. Kapıları açmak, çocuklar için oldukça keyifli ve ilgi çekici :) Görselleri de çok başarılı. Ancak öykü çeviri olmamasına rağmen çeviri gibi, bazı cümleler tam oturmuyor. Biz oğlumla genelde kısaltarak okuduk. Kitap Redhouse Kidz yayınlarından Tülin Kozikoğlu tarafından kaleme alınmış ve 4 yaş üstü için uygun. Serinin farklı kitapları da mevcut. Bakalım siz nasıl bulacaksınız bu kapılı kitapları? Sevgiler :)

1 Ağustos 2016 Pazartesi

Küçüklerin Büyük Soruları


Hayat ırmağı her zaman aynı yöne akmaz. Beklentilerimiz, planlarımızın çok çok ötesine ulaştırır bizi. Tanrı'yı güldürmek istiyorsanız plan yapın denmiş ya hani aynen öyle. Ama ne kadar beklenmedik olursa olsun, ırmağın bizi ulaştırdığı yer her zaman güzeldir. Gitmek istediğimiz yerden bile güzel..

Hayatin akışı içinde çocuklarımızın da soruları olur haliyle. Ölüm ne demektir mesela, nasıl bir şeydir? Hele de bir yakınını kaybetmekten sonraysa epey zordur bu soruları yanıtlamak. Bu noktada işinize yarayacak, hem çocuklarınızın hem sizin için faydalı bir seri bu. Manevi bi bakış açısıyla anlatılmış konular. Özkan Öze imzasıyla Uğurböceği Yayınlarından çıkmış. Ben çok faydalandım, size de katkı sağlar umarım. İyi okumalar..

28 Temmuz 2016 Perşembe

Mamut Yıkama Rehberi


Mamutunuz varsa ve nasıl yıkayacağım diye düşünüyorsanız hiç dert etmeyin! Bu rehberle mamut yıkamak artık çocuk oyuncağı! :) Neler lazım olacağı, yapmanız gerekenler ve karşılaşabileceğiniz güçlükler adım adım anlatılmış kitapta. Kitap bi hikaye kitabı değil. Şekillerle anlatılmış. Örneğin, Adım 1. Önce küveti suyla doldurun. Ancak mamutunuz susamışsa bu iş biraz uzun sürebilir! Adım 2. Mamutunuzu ekleyin. Bunun için yöntemler vs. :)

Pearson Yayınları'ndan çıkan Mamut Yıkama Rehberi, hem çocuğunuz hem de sizin için oldukça esprili ve eğlenceli bir çocuk kitabı. Epey de ünlü. Görselleri çok başarılı, komik ve ilgi çekici. Çocukların hayal güçlerini geliştirecek ve onlara okumayı sevdirecek kitaplardan biri diye düşünüyorum. Oğlum bikaç okumada yazılarını ezberlemiş bile :) 3 yaş ve üstü için uygun. Keyifle okuyunuz :)

Sizden Gelenler: Tavuklar Karanlıkta Göremez

Çocukça Kitaplık'ın kitapkurdu annelerinden biri Ümran Özgüner. Çocukça Kitaplık için seçtiği kitap tavsiyesi ise: Tavuklar Karanlıkta Göremez. Şöyle anlatıyor kitabı:
 
"Her şey, Bay Renklitüy'ün "Tavuklar Karanlıkta Asla Göremez!" demesiyle başladı. Küçük Pippa ise karanlıkta görmeyi her şeyden çok istiyordu. Kütüphanede yaptığı araştırmaları sonucunda ilginç bir bilgiye ulaştı: Havuç yerse karanlıkta görebilirdi! Acaba ne kadar havuç yerse karanlıkta görebilirdi? Pippe ve arakadaşları karanlıkta görebilecek miydi? Formül Yayınları'ndan çıkan "Tavuklar Karanlıkta Göremez" 3 yaş ve üstü kitapkurtları için çok eğlenceli bir kitap. Pippa'nın araştırmak için kütüphaneye gitmesi ve çizimleriyle kalbimi kazanan bir kitap "Tavuklar Karanlıkta Göremez". Keyifli okumalar :)"
 
Ümran Özgüner hanımefendiye çok teşekkür ediyoruz bu güzel tavsiyesi için :) Çocukça Kitaplık olarak sizlerin de kitap tavsiyelerinizi bekliyoruz ;) Sevgiler..

26 Temmuz 2016 Salı

Sizden Gelenler: Hadisleri Öğreniyorum

 
"Hadisleri Öğreniyorum" serisi Timaş Çocuk Yayınları'ndan Nur Kutlu'nun güzel kaleminden çıkmış. Seride 10 tane renkli-resimli kitap yer alıyor.  Her kitap farklı hadisler ışığında güzel davranışları ele alıyor. Hediye Hazırlıyoruz, Sabretmeyi Öğreniyoruz, Gülümsemeyi Seviyoruz, Doğruyu Söylüyoruz, Hastaları Unutmuyoruz, Temizliği Önemsiyoruz, Yardıma Koşuyoruz, Öfkemizi Yeniyoruz, Sevgimizi Paylaşıyoruz ve Paylaşmayı Biliyoruz.
 
Her kitapta farklı bir güzel davranış ele alınıyor ve bu davranışı tavsiye eden bir hadis öğretiliyor. Bunlar, çocuklarımızın ezberleyebileceği uzunlukta ve anlayabileceği konularda olan hadislerden seçilmiş. Serinin ana karakterleri 6 yaşındaki Zeynep, ağabeyi Tarık ve ailesi. Sevgili annemiz Saliha Ayçiçek şöyle anlatıyor ve tavsiye ediyor bu seriyi:
 
"Evet Ramazan Ay'ı daha verimli ve oyunlarla geçsin diye... Birazcık da olsa Ramazan Ay'ının güzel tohumlarını atmak için bu ve bunun gibi birkaç set kitap aldık oğluma (4,5 yaşında Muhammed Hüseyin'im). İlk okuduğumuz setti bu set ve gerçekten çok çok güzeldi. Gelecek sene kitapları oğluma yeniden okuyup, kitapların her birinde bahsedilen "Hadis Kutusu" etkinliğini yapmayı düşünüyorum. "Çocukça Kitaplık" aracılığı ile buradan sevgili annelere diyorum ki; her anne çocuğuna güzel ahlakı öğretmek ister, bu nedenle çizimlerini de başarılı bulduğum bu seti evinizde bulundurun derim. Ve benim gibi misafirliğe giderken alın yanınıza bi kitap, okuyun yavrulara oyunlar oynatarak... Bütün çocuklar bizim çocuklarımız çünkü... Sevgiler..."
 
 Biz de "Çocukça Kitaplık" olarak Saliha Ayçiçek hanımefendiye çok teşekkür ediyoruz güzel katkısı için :) Sizlerin ve çocuklarınızın da sevdiğiniz, beğendiğiniz ve diğer anneler/babalar de bilsin ve çocuklarına okusun dediğiniz çocuk kitapları varsa "Çocukça Kitaplık"a ulaşabilir ve buradan paylaşabilirsiniz. Sevgiler :)



25 Temmuz 2016 Pazartesi

Sen Uyurken..



"Sen Uyurken"TUBİTAK yayınlarından çıkan ilginç bir kitap. Çocuklara aynı anda dünyanın farklı yerlerinde olan olayları anlatıyor. "Alaska'da bir çocuk kitap okurken Nijerya'da bir çocuk giyiniyor; Nijerya'da bir çocuk bir şeyler taşırken, Japonya'da bir çocuk arkadaşıyla eve gidiyor" gibi. Küçük kapakçıkları kaldırıp resme bakıyorsunuz, bu yönüyle orjinal olmuş. En sonunda da dünyanın küre olduğu ve yerel saat farklarıyla ilgili bilgi veriliyor ve bir dünya haritasıyla verilen bilgiler pekiştiriliyor.

Benim algılamakta birazcık (!) zorlandığım bu konuyu küçükten itibaren öğrenmek, belki daha kalıcı olabilir çocuklar için :) Dünyanın farklı yerlerinde farklı çocuklar yaşadığına dair bir farkındalık da olur hem. 5 yaş ve üstü için temin edebilirsiniz. Siz uyurken neler neler oluyor dünyada, bi bakın bakalım sevgili okur :)

Uzaklarda, okyanuslar ve kıtalar ötesinde... Birisi uyanıyor, birisi keçi sağıyor, birisi ağaca tırmanıyor. Dünyanın dört bir yanında aynı anda neler yaşandığını görmek için bu kitabı temin ediniz efendim :) Sevgiler... 

12 Temmuz 2016 Salı

Leyla Fonten'den Öyküler


Merhaba, Benim adım Leyla.
Size bir hikaye anlatacağım,
Beğenirseniz ne ala!

Diye başlıyor Leyla Fonten'den Öyküler Serisi'ndeki tüm kitaplar. Toplam dokuz kitap yer alıyor seride. Huyu suyu farklı dokuz hayvanla aynı evde yaşayan 86 yaşındaki Leyla Fonten anlatıyor kitaplardaki öyküleri. Her kitapta farklı kişiliğe sahip bir hayvandan bahsediyor.

1. Sabırsız Sinek Feza: Hep beraber yapılacak bir yaz tatili öncesi sabırsızlanıp duran ve bir türlü uyuyamayan "Sabırsız Sinek Feza" bakalım neler yaşayacak?
2. Mutsuz Kedi Dila: Sürekli mızmızlanıp duran ve her şeye ağlayan "Mutsuz Kedi Dila" gülmek için bakalım nasıl bir yol bulacak?
3. İnatçı Kirpi Mina: İnatlaşmada sınır tanımayan "İnatçı Kirpi Mina"nın iyi niyetli arkadaşları bakalım Mina'ya yardımcı olabilecekler mi? Sahi inatlaşma için kaç inatçı gerekli?
4. Tembel Balık Sefa: Bütün havyanlar telaşla işlere koştururken her zamanki gibi yan gelip yatan  "Tembel Balık Sefa" yı bekleyen sürpriz ne acaba?
5. Utangaç Köpek Kaya: Gelen misafiri eğlendirmek için yarışırken bütün hayvanlar, "Utangaç Köpek Kaya" her zamanki utangaçlığıyla bir köşede saklanıyor. Ama kim bilir belki de misafirimiz de sükuneti seviyordur :)
6. Kıskanç Kurbağa Eda: Aklı fikri başkalarının ne yaptığında olan "Kıskanç Kurbağa Eda"  aslında kendi yetenekleriyle başarılı ve ön planda olunacağını anlayabilecek mi?
7. Korkak Kuş Sema: "Kuş Sema, evdeki hayvanların en korkak olanı... O gün Leyla’nın evinde, bir koşuşturmaca halinde olan hayvanlar, sanki tek tek Sema’nın üzerine geliyor gibiler. Köpek Kaya onu ısırmaya mı çalışıyor ya da Kedi Dila onu tırmalamaya mı geliyor? Yoksa hepsinin amacı bambaşka mı?"
8. Bilmiş Fare Tuna: "Bilmiş Fare Tuna", bilgiçlik taslamayı pek seviyor. Evdeki hayvanların mutsuzluğuyla ya da utangaçlığıyla dalga geçiyor ama bunu yaparak arkadaşlarını kızdırdığını fark etmiyor. Bakalım Tuna arkadaşlarının oyunu karşısında ne yapacak?
9. Öfkeli Örümcek Rıza: "Örümcek Rıza" pek öfkeli kişiliğiyle öne çıkıyor. Rıza çalışıp didinip birbirinden süslü ağlar örüyor ama evde koşturup duran arkadaşları bu ağları her seferinde bozuyorlar. Acaba Örümcek Rıza buna nasıl bir çözüm bulacak?

"Öyküler, eğlenceli bir üslupla Tülin Kozikoğlu tarafından kaleme alınmış. Kitapların görselleri ve baskısı çok başarılı. Redhouse Kidz Yayınları'ndan çıkan bu serinin kitaplarını 4 yaştan itibaren temin edebilir ve bu ilginç karakterleri çocuklarınızla tanıştırabilirsiniz. İyi okumalar..

11 Temmuz 2016 Pazartesi

Meraklı Minik Dergisi-Temmuz


TÜBİTAK Yayınları'nın Erken Çocukluk Dönemi İçin Aylık Bilim Dergisi "Meraklı Minik" ten daha önce bahsetmiştim. Meraklı Minik'in Temmuz sayısı yine çok güzel olmuş. Kelebekleri konu alan bu ayki dergide kelebeklerle ilgili birçok bilimsel bilgi, etkinlik, renkli çıkartma bulmanız mümkün. Kelebekli süs ekini de çocuğunuzla yapabilir ve odasına asabilirsiniz. Bu sayıyı oğlumla çok eğlenerek tamamladık. Bitmeden siz de alın derim :) Benden hatırlatması :) Sevgiler..

10 Temmuz 2016 Pazar

Zamana Dair Bir Farkındalık: Momo


Momo bir çocuk. Birdenbire ortaya çıkan, nereden geldiği belli olmayan, belirsiz bir zamanda yaşayan. Ama bir dokunuşuyla insanların hayatını güzelleştiriveren bir çocuk. Tıpkı tüm çocuklar gibi. En önemli özelliği, dinlemek. Tüm benliğiyle. Karşısındakine kendini bulmayı öğreten, ufkunu açan bir dinleme hem de. "Ne var bunda, herkes dinleyebilir" demeyin. Çünkü artık herkes konuşma ve kendini anlatma derdinde! Dinlemiyor ve haliyle anlamıyor kimse kimseyi! Momo dinliyor ve anlıyor. 

Sonra çocukları hayal güçlerini sınırsızca kullanarak oyun oynamaya teşvik ediyor Momo. Momo varken oyunlar daha güzel, daha heyecanlı. Günümüz dünyasının tek işlevli, hayal gücüne hiç gereksinim bırakmayan oyuncaklarına dair de enfes tespitler var kitapta:

"Bunun dışında, Momo'nun pek iyi anlayamadığı yeni yeni baş gösteren bir şey daha vardı. Gelen çocuklar bir sürü oyuncak getiriyorlardı ama, bunların hiçbiri de oynamaya elverişli değildi. Örneğin, uzaktan kumandalı bir tank, ortada kendi ekseni etrafında dönüp duruyor, başka bir işe yaramıyordu. Ya da, bir çubuğun ucunda çember gibi dönüp durmaktan başka marifeti olmayan bir uzay roketi. Veya küçük bir robot bebek, gözlerinde ışıklar yanarak paytak paytak dolanıp başını iki yana sallayan... Bununla ne oynanırdı?

Bunlar elbette, Momo'nun arkadşlarının, hele kendisinin hiç sahip olmadığı çok pahalı oyuncaklardı. Bunlar en küçük ayrıntısına kadar öyle ince düşünülerek yapılmışlardı ki, çocukların hayal kurmalarını gerektiren bir yanları kalmamıştı. Böylece çocuklar, genellikle saatlerce oturdukları yerden onların dönmelerini, dolaşmalarını, gezinmelerini seyrederek sıkılıyorlar, akıllarına bir oyun da gelmiyordu. Sonunda hepsi eski oyunlarını özlüyorlardı. Birkaç tahta parçası, kutular, yırtık bir masa örtüsü ve belki bir avuç taşa biraz hayal karıştı mı, ah, ne oyunlar oynanırdı."

Sonrası tüm güzel öykülerde olduğu gibi kötüler: duman adamlar. Sözde "Zaman Tasarruf Şirketi"nin çalışanları, gerçekteyse zaman hırsızları. İnsanların zamanını çalarak güçlenen ve bundan beslenen duman adamlar. İnsanların birbirine zaman ayırmasını, birbirini dinlemesini, birbiriyle konuşmasını, çocukların oyun oynamasını istemeyen, onlara "Daha önemli şeyler!" olduğunu söyleyip duran kötü adamlar. Onlarla mücadele etmek ve insanlara asıl önemli olan şeylerin neler olduğunu hatırlatmaksa bir çocuğa, Momo'ya kalıyor. 

Günümüzdeki insan ilişkilerine ve zaman kavramına dair çok güçlü bir eleştiri Momo. Michael Ende, çok iyi gözlemlemiş ve güçlü kalemiyle roman havasında sunmuş okura. Gerçekten zaman ve aslında neleri öncelememiz gerektiğine dair önemli bir farkındalık oluşturuyor Momo. Yetişkinlerin çocuk dünyasını anlamaları, sevdiklerine zaman ayırmaları konusunda "vakit kaybetmeden" okumaları gereken bir kitap Momo. Bence kesinlikle okumalısınız efendim.. İyi okumalar :)

7 Temmuz 2016 Perşembe

İyi Geceler Farecikler :)


Okul öncesi dönem, çocukta temel alışkanlıkların kazandırıldığı dönemdir. Temel alışkanlıklar dediğimiz beslenme alışkanlığı, uyku düzeni ve tuvalet/temizlik eğitimi hep bu dönemde çocuğa kazandırılır. Ömür boyu sürecek olan bu alışkanlıkların temeli bu dönemde atılır. Bu sebeple bu alışkanlıkların çocuğa kazandırılma süreci oldukça önemlidir.

Okul öncesi dönemde çocuğu olan ailelere yönelik eğitimlerimizde genelde beslenme sorunları üzerinde durulur ve buna yönelik sorular gelir. Biz anneler için çocuğun beslenmesi çok mühimdir çünkü! Anneliğin görünen yanıdır fiziksel büyüme. Çocuk kilo alırsa, boyu uzarsa, yanakları kıpkırmızı olursa anne, iyi annedir; değilse kötü anne! Hal böyle olunca, elinde tabak çocuğun peşinde dolanır durur anneler, türlü vaatlerle çocuğa yemek yedirmeye çalışır. Oysa açlık oldukça doğal bir duygudur ve acıkan çocuğun yemek yemesi gerekir! Ancak çocuklar yemek yemelerinin anneleri için ne kadar önemli olduğunu fark ettikleri an (ki bunu hemen fark ederler) bunu koz olarak kullanmaya başlarlar. İlgi çekmek, istediklerini yaptırmak, bazen annelerini sinirlendirmek. Buna fırsat vermemek lazım. (Hep şöyle itirazlar gelir: "Ama benim çocuğum gerçekten bir şey yemiyor, denedim aç bırakmayı ama bana mısın demedi!" Çocuğunuzun bir sağlık sorunu yoksa, doktorunuz gelişiminin yaşına uygun olduğunu söylüyorsa, tek tip beslenmiyorsa, bırakın aç kalsın, (arada abur-cubur vermezseniz) hakikaten acıkınca yiyecektir. Ama bunu uygulayan çok az anne gördüm diyebilirim :) )

Diğer yandan çocuk, çok yönlü bir varlıktır. Fiziksel, bilişsel, sosyal, duygusal yönüyle bir bütündür ve çocuk bir bütün olarak desteklenmelidir. Fiziksel yönüyle uğraşırken duygusal yönü, bilişsel gelişimi desteklenirken sosyal yönü ihmal edilmemelidir. Evet yemek yemek çocuğu fiziksel olarak büyütür ama sevilmek, ilgilenilmek, özgürce oynamak da çocuğu geliştirir. Bunu göz ardı etmemek lazım.

Bu dönemde kazandırılan diğer bir temel alışkanlık da uyku düzenidir. Uyku düzeni oluşturmada yapılabilecek şeylerden biri de çocuk için bir "uyku rutini" oluşturmaktır. Çocuklar düzeni, her şeyin belli sırayla olmasını severler. Uyumadan önce banyo yaptırmak, süt içirmek, dişlerini fırçalatmak ve kitap okumak gibi kendinizce bir rutin oluşturursanız işiniz kolaylaşacaktır.

"İyi geceler farecikler" dört yaramaz farenin uyku öncesi rutinini anlatan eğlenceli bir çocuk kitabı. Fareciklere anne-babaları "Hadi uyku vakti" dedikten sonra birden canlanıyorlar ve öyle çok şey oluyor ki! Önce dedeye öpücükler, sonra oldukça oyunlu ve sulu bir banyo, sonra zorlu bi diş fırçalama, sonra pijamaları giy bakalım, sonra masalı oku ama iki kere ve en son nihayet yatağa yat ve söndür ışıkları :) Okurken fareciklerin enerjisinden ben yoruldum, öyle hareketli ve komikler yani :) Kitabın çizimleri başarılı, hikayesi eğlenceli ve komik. Kitap, "1001 Çiçek Kitaplar" yayınevinden çıkmış. 3 yaş ve üstü için uygun. Keyifle okuyunuz ;)

4 Temmuz 2016 Pazartesi

Sevgi Canavarı ve Son Çikolata


Bayram demek şeker, çikolata ve harçlık demek çocuklar için. E tabi bi de paylaşmak. Ama öyle zor ki bu! Senin için en değerli şeyi, bir çikolatayı, şekeri ya da harçlığını arkadaşınla paylaşmak! İyilik yapmayı, biriktirmekten çok ihtiyaç sahiplerine dağıtmayı, biz yetişkinlerden öğrenir çocuklar. Başkasına verirken eli titremeyen, en güzelinden gönlünden gelerek veren ve bir elinin verdiğini diğerine duyurmayan bi insanın çocuğunun, sahip olduğu şeyleri başkalarıyla da paylaşmayı sevmesi çok olasıdır. Cömertlik bulaşıcıdır. En çok da anne-babadan bulaşır. 

Çikolataya bayılan Sevgi Canavarı da böyle bi "paylaşma sınavı" veriyor kendi içinde. Tatilden döndüğünde kapısının önünde bir çikolata kutusu buluyor ve bi düşüncedir alıyor Sevgi Canavarını! Kutuyu açsa mı acaba içinde nasıl bi çikolata var? İçinden bir sürü alternatif geçiyor (limonlu, inci şekerli, karışık meyveli vs) ama içinde aslında onun en sevdiği çikolata var: kalpli-çilekli ve iki katlı bir çikolata :) Ama ya kutuyu açtığında içinde yeterince çikolata yoksa ve arkadaşlarına yetmezse? En iyisinin kendi yemesi olduğuna karar veriyor en sonunda ve kutuyu eve götürüyor. Sonrasında ise bi sürpriz bekliyor onu... 

"Sevgi Canavarı ve Son Çikolata", 1001 Çiçek Kitaplar Yayınevi'nden çıkmış. Resimleri, tasarımı ve yazı stili farklı ve çok güzel. Hikayesi de.. 3 yaştan itibaren alabilir, keyifle okuyabilir, çocuğunuzla drama şeklinde canlandırabilirsiniz :)

Bu vesileyle Ramazan Bayramı'nızı kutlar, sevdiklerinizle bol çikolatalı ve çocukça neşeli bayramlar dilerim :) Sevgiler..

29 Haziran 2016 Çarşamba

Ramazan Kitaplarım II: Zürafa Zufi


Zufi, çok eğlenceli bir zürafa. Ağzında düdüğü, sırtında çantası, çantasının içinde ise kitapları, kalemleri ve bir de haritası var. Gezmeyi çok seviyor Zufi. Ve gezilerine çocukları da davet ediyor. Vapurda martılara simit atan çocuklar, ormanda yuvalarına yiyecek taşıyan karıncalar, yağmur bekleyen kayısı ağacı, pamuk pamuk koyunlar, piknik yapan bir aile, yüyeceklerini diğer canlılarla paylaşan insanlar, yavrularına yiyecek getiren kuşlar ve daha neler neler.. Zufi, en sonunda da tüm bunları Yaratan "Biri" olduğuyla bitiriyor sözünü. Hakikaten çok hoş bir üslupla anlatılmış verilmek istenen değer. Vermek istediği değeri; çocuğu düşündürerek, eğlendirerek ve dolaylı yoldan işleyen bu tarz kitapları çok seviyorum. Çünkü bu şekilde olunca "sevgi" ile, özümseyerek, ilgiyle öğreniyor çocuk her şeyi. Ancak sevgi ve ilgi ile öğrenilen şeyler kalıcı olabilir zaten. 

Bunun yanında çocukların etraflarını dikkatli gözlemlemeleri için de bir teşvik gibi bu seri. Tasarımı çok güzel, çanta şeklinde. Resimleri de renkli ve ilgi çekici. "Zufi ile Allah'ın İsimlerini Öğreniyorum" serisi 4 kitaptan oluşuyor ve bence tüm kitapları çok kıymetli. Çocukların soyut kavramları anlamakta zorlandığı ve manevi kavramlarla ilgili sorularının başladığı 4 yaştan itibaren tanışabilirsiniz Zufi'yle. Sevilesi bi karakter, inanın ;) Keyifli okumalar o halde :)

Misafir Kalem: Küçük Prens Üzerine Notlar


En son ne zaman bir çocuk kitabı okudunuz? Bi düşünün.. Ve cevabınız "Uzuun zaman önce"yse eğer, hemen bi taneyle başlayın. İyi geliyor hakikaten insana. Anavatanımız ya hani çocukluk, hep dönmek isteyişimizden belki.. Belki masumiyete olan özlemimizden, kimbilir? Sebebi her ne olursa olsun, aslında hepimiz içindir ve iyi gelir bize çocuk kitapları.

Belki de ilk aklımıza gelen çocuk kitabı Küçük Prens'tir. Neden severiz Küçük Prens'i? Siz düşünedurun, ben sizlere bi arkadaşımın* penceresinden anlatayım Küçük Prens'i.. Buyrunuz :)

"Küçük Prens, bir çocuk kitabı olarak literatüre geçmiş olsa da, daha çok yetişkinlerin okuduğu bir kitap olmuştur. Nedir Küçük Prens'i bu kadar ünlü ve özel yapan? İlk bakışta alelade bir çocuk kitabı gibi görünse de, kapak resminden başlayarak yetişkinlere pek çok mesaj iletir ve asıl kendine hedef kitle olarak seçtiği çocuklara da fark ettirmeden hayatta neyin önemli ve anlamlı olduğunun tohumunu, daha sonra ruhlarında filizlenmek üzere atar.

Bu kitap baştan sona bilinçaltına gönderilen mesajlarla doludur aslında. Mesela "Küçük Prens", bu kitap için rastgele seçilmiş bir isim değildir. Bu isim, kahramanının prens olmasından kaynaklanmaz. Her insanın kendini değerli hissetmesine bir atıftır bu. Çocuklar kendi dünyalarının hakimi ve hükmedicisidirler ve dışarıdan müdahaleyi kabullanmezler. Ancak, biz onlara itaat etmeyi öğretiriz. Daha çocuklar doğar doğmaz, onların sonsuzluk kadar büyük dünyalarına sınırlar çizmekle meşgul oluruz. Yazarın ilk bilinçaltı mesajı, "Çocukların kendi dünyalarının prensi olmalarına izin verin" olabilir mi?

Daha sonra eserin kapak tasarımı da rastgele  çizilmemiştir. Küçük bir çocuğun küçük gezegende yalnız duruşunu ve gezegen üzerindeki birkaç küçük yanardağ ile bir ağaç ve birkaç çiçeği resmeder. Kitap kapağının bilinçaltımıza gönderdiği mesaj: "Mutlu olmak için o kadar da çok şeye ihtiyacımızın olmadığı" olabilir mi? Her insanın kendi kabulleri ile kendi dünyasında mutlu olduğu/alabileceği gerçeğine bir gönderme değil midir?

Herkesin kendisini, kendisi olarak kabul ettiği ayrı bir dünyası vardır ve orada kalabalığın içinde olduğundan daha mutludur. Onu mutlu yapansa; sahip olduğu araçlar değil, kendi olabilme ve kendi olarak gerçekleştirebileceği amaçlarıdır.

"Küçük Prens" ile ilgili pek çok şey yazılabilir, onun felsefi temelleri üzerine analizler yapılabilir. Ancak bu kitabı çekici kılan, biz yetişkinlerin farkında olmadığı ancak bilinçaltımızda hep yaşayan mutlu ve özgür olma arzumuzdur.

"Küçük Prens" içinde yer verdiği; hükümdar, sarhoş, kendini beğenmiş, fener bekçisi ve coğrafyacı tiplemeleri ve bunların yaşadığı kendilerine ait dünyalarındaki yalnızlıklarına vurgu yapar. "Yalnızlık yetişkinlerin ortak kaderidir" der sanki. Çünkü yetişkinlerin etraflarına güçlerinden, işlerinden, bilgilerinden ve egolarından ördükleri aşılmaz duvarlar vardır. Bu duvarlar, etraflarındaki farklı dünyaları görmelerini engellediği gibi, sınırlarını aşıp hayal kurmalarını ve dolayısıyla mutlu olmalarını engeller.

Küçük Prens'in satırları arasında okunan, onun yetişkinliğe açtığı savaş değildir; kitap, yetişkinler ile çocukların dünyasını birbirine bağlamaya çalışır. Sonuçta her yetişkin çocuk olmuştur ve yetişkini daha önce yaşadığı, olduğu, doğduğu ve şu an yetişkin olarak var olmasına hazırlayan dünyaya, çocukluğuna çağırır. Her çocuğun doğuştan getirdiği potansiyellerin, yeteneklerin, yetişkinler dünyası tarafından yok edildiğini haykırırır yetişkinlere.

Küçük Prens, çocuklara yazılmıştır, ancak bir yetişkine ithaf edilmiştir. Onun da bir zamanlar çocuk olduğu hatırlatılarak. Biz yetişkinlere; yetişkin sorumluluklarını unutmadan, ihmal etmeden nasıl çocuk yönlerini canlı tutacaklarını gösteren bir kılavuz gibidir "Küçük Prens". Buna bakarak, mutlu olmak için çok şeye ihtiyacımzın olmadığını çocuklardan ve çocukluğumuzdan öğrenebiliriz. İşte o zaman gözlerimizin (akıl ve mantık) gördüğünden çok daha farklı bir dünyayı kalplarimizle (sevgi, hikmet, yaratıcılık) görebiliriz. Gözlerimizle gördüklerimizin yalnızca görmemiz istenilen yalın, soğuk, tekdüze renksiz bir resim olduğunu kalplarimizle gördüklerimizin ve hayallerimizin ise hakikatin ta kendisi olduğunu, çocukça (özgür ve özgün) bakabilmeyi öğrendiğimizde anlayacağız.

Küçük Prens, bizi çocukluğun bu büyülü dünyasına çağıran bir elçi gibi okunmayı bekliyor. İyi okumalar..."

 *Bilal Eraksoy'a teşekkürlerimle...

27 Haziran 2016 Pazartesi

Kasabamızın Sevimli Kahramanları


Önceleri şehir hayatına duyulan özlem, seneler sonra sonra yerini köylere ve doğal yaşama duyulan özleme bıraktı. Eski Türk filmlerine bakın; "köylü" denilince hep küçümsenen, pek bir şeyden anlamayan, sözümona cahil insan figürleriyle karşılaşırsınız hep! Günümüz dizilerinde ise "köy" denilince Ege'nin şirin yeşil-mavi köyleri, çivit mavisi pencereli evleri ve "köylü" denilince de samimi, kendisiyle ve doğayla barışık, toprakla içli-dışlı yurdum insanıdır anlatılan. Aklımız başımıza geldi, lakin giden gitti! Eskiden bir apartmanda dairem olsa diyen insanlar, şimdilerde bahçeli müstakil ev hayal eder oldu. Ağaçtan meyve toplamak, evinin bahçesinde kendi sebzesini yetiştirmek, su şırıltısı duymak büyük lüks artık! Bunu da geçtim, kuş sesine, toprak kokusuna hasret kaldık! Ne yazık ki bizim ucundan bucağından gördüğümüz için kendimizi şanslı addetttiğimiz bu hayatı, çocuklarımız hiç göremeyecek :( Aynı hızla, hiç ölmeyecekmişcesine pervasızca katletmeye devam edersek dünyayı, daha neler gelecek başlarına kimbilir! Keşke değiştirmek mümkün olabilse.. Ama insanoğlunda bu hırs olduğu müddetçe de zor gibi..

Şimdilerde çocuğu doğal ortamla buluşturan kreşler özellikle büyük şehirlerde epey revaçta. Hatta yurtdışında orman anaokulları var! Çocuklar geniş bi alanda toprakla oynuyor, sebzesini yetiştiriyor, tavuklardan yumurta topluyor vs. Keşke yaygınlaşsa ve daha ulaşılabilir olsa da en azından çocuklarımız biraz toprakla buluşsa. 5 yaşındaki yeğenim gerçek (!) bir kuzu gördüğünde ve kuzu melediğinde "Aaaa çalışıyor bu" demezdi belki :( Oysa bizde yaygın olan kreşler ilkokulun küçük yaşa uyarlanmış hali! Rakamlar, sayılar, biraz harfler, hırslı anne-babalar, gün boyu yine dört duvar arası, belki yapay bi park arası :( Akademik, akademik, akademik! Çok dertliyim bu konuda ve çocuğum/çocuklar için de oldukça kaygılı ve biraz da umutsuz :(

Neyse sevgili okur, geçelim Çocukça Kitaplığın bugünkü kitaplarına. "Kasabamızın Sevimli Kahramaları" serisi, çocuklarımıza doğal hayatı manevi bir bakış açısıyla anlatan 6 kitaptan oluşuyor. Ahmet ve Eda kardeşler ağaçlarla, ineklerle, arılarla, tavuklarla, ırmakla konuşuyor ve onlardan yeni şeyler öğreniyorlar. Resimleri güzel. Muştu Yayınları'ndan çıkan bu seri 4 yaştan itibaren alınabilir. Ne diyelim, güzel yarınlarda buluşmak ümidiyle..

26 Haziran 2016 Pazar

Bil Bakalım Bu Kim?


"Kim görse tanır fareciği,
Kuyruğu pembedir, kürkü gri!
Farecik peyniri çok sever,
Kediyi görünce hemen tüyer!

Sıradaki hayvanın smokini var!
Bil bakalım bu kim?"              

Diye başlıyor kitabımız. Sonraa katlanmış olan sayfayı açıyorsunuz ve yeni bir şiir-tekerleme karşılıyor sizi. Ve sonra sıradaki hayvanla ilgili yeni bir bilmece soruyor. Tam olarak kitap diyemeyiz de, bebekler için bir giriş kitapçığı/oyuncağı diyebiliriz bu şirin katlamalı şeye. Resimleri renkli, sade ve ilgi çekici, ayrıca kitaba göre biraz daha kalın kağıda basılmış. Küçük yaş grubu için oldukça uygun yani. 6 aydan itibaren alınabilir ve bebekle tanıştırılabilir. 

"Bil Bakalım Bu Kim? Acaba Bir Farecik mi?" Final Kültür Sanat Yayınları'ndan çıkmış. İlgi ve bilginize efendim :)

25 Haziran 2016 Cumartesi

Eyvah Kalbim Kırıldı!


Yüreğinize dokunan sımsıcak öyküler vardır. Okursunuz, iz bırakır. Yüzünüzde bi gülümseme ya da bi hüzün. Öylesine içinize işler, öylesine sizdendir. "Kalben" de öylesi bi karakter işte.  Hassas, kırılgan bi çocuk. Pıt diye kırılınca kalbi, hüzün gelip oturunca gönlüne, ne yapsa bilemiyor.  Sonrası çocukça bi arayış, hem gülümseten hem hüzünlendiren. 

"Kalbim Kırıldı" bence son zamanlardaki en iyi çocuk kitaplarından biri. Öyküsü öyle samimi. Resimleri çok çok güzel. Resimdeki detaylar da.. Elinize alıp tablo gibi tek tek bakabilirsiniz sayfalara, öylesine titiz bi çalışma. Öykü ve resimler müthiş uyumlu.  Görsellerini çokça beğendiğim birçok çocuk kitabını resimleyen Elif Yemenici yazmış ve resimlemiş "Kalbim Kırıldı"yı.  Redhouse Kidz yayınlamış. Çok emek verilmiş ama değmiş. Sayfaları çevirirken bana hak vereceğinizden eminim.  4 yaştan itibaren çocuğunuza,  her daim kendinize alabilirsiniz bu kitabı :) Bence bir an önce tanışmalısınız minik Kalben'le.. Benden söylemesi :)

22 Haziran 2016 Çarşamba

Ramazan Kitaplarım-I


Merhaba Sevgili Okur :) Sıcakların da başladığı mübarek zaman dilimlerinin ruhuna uygun bir  oruç kitabıyla buluşturayım sizleri bugün. "Oruç Tutuyorum", Nesil Çocuk Yayınları'ndan çıkan bir etkinlik kitabı. İçinde Ramazan Ay'ıyla ilgili sahur, iftar gibi kavramlar öğretiliyor. Bu kavramlarla ilgili kısa bir bilgilendirmeden sonra nokta birleştirmece, fark bulmaca, boyama, çıkartma yapıştırma gibi farklı faaliyetlerle bilgiler pekiştiriliyor. Kitabın tasarımı güzel, resimleri de.. Kitap 5 yaş ve üstü çocuklar için daha uygun diyebilirim. Etkinlikli öğreniyorum serisinin farklı manevi kavramlarla ilgili diğer kitapları da mevcut. İncelemeniz mümkün. "Çocuğunuzla keyifli vakit geçirmeler" diyelim o halde, sevgiler :)

20 Haziran 2016 Pazartesi

Çocukluk Korkuları


Hepimizin korkuları vardır. Küçükken karanlıktan korkarız ya da yalnız kalmaktan. Büyüdükçe çeşitlenir korkularımız. Kimimiz hastalanmaktan, kimimiz başarısız olmaktan, kimimiz ise ölümden korkarız. Ya da sevdiklerimizi kaybetmekten.. Bu korkuların zaman zaman yaşanması insani olsa da korkuların hayatımızı zorlaştırması durumunda yardıma ihtiyaç duyarız. Çocuklarımız için de aynı durum söz konusudur. Bu sebeple, şimdi size bu konuda yardımcı olabilecek bir seriden bahsetmek istiyorum. Minik ejderhalarla öykü tarzında 4 kitaptan oluşuyor bu seri. Resimleri ve karakterleri güzel. Kitabın içeriği ise şu şekilde: 

"Korkularla başetmenin bir yolu onlarla oynamaktır; onlarla yüzleşmek ve onları test etmek." Evde yalnız kalmaktan korkan Minu'nun öyküsünün anlatıldığı "Yalnız Kalma Korkusu" kitabının sonunda bununla ilgili etkinlikler ve örnek oyunlar bulacaksınız.

"Korkunuzla hesaplaşmanın bir you onu mümkün olan en saçma ve en gülünç şekilde kağıda çizmektir. Örneğin, örümcekten korkuyorsanız, bi tane komik örümcek çizin diyelim sekiz bacağının her birinde farklı bir çorap olsun. Ona bir soytarı şapkası giydirin ve ve burnu da palyaço burnu gibi olsun. Rengarenk bir örümcek olsun bu :)" Kendisini çok beğenen ve gülünç duruma düşmekten korkan Nara'nın öyküsünün yer aldığı "Gülünç Duruma Düşme Korkusu" kitabının sonunda yaşlara göre korkular ve etkinlikler bulacaksınız.

"Karanlık olmasaydı, bir yıldız kayması görmenin, havai fişek gösterilerini ya da bir sinema filmi izlemenin keyfini yaşayamazdık." Karanlıktan korkan minik ejderha Piro'nun öyküsü olan "Karanlık Korkusu" kitabında korkunun üstesinden gelmekle ilgili önerileri ve etkinlikleri bulacaksınız. 

Korkuyla ilgili bilgileri ve etkinleri ise yumurtadan yeni çıkan ejderha Basi'yi konu alan "Gürültü Korkusu" kitabında bulabilirsiniz. 

Yazarı Aleix Cabrera olan ve TÜBİTAK yayınlarından çıkan bu seri 6 yaş ve üstü korkuları olan çocuklar için uygun. Burada yaş önemli, çünkü daha küçük yaşlarda ve hiç korkuları olmayan çocuklara bu kitapları okumak, çocuklarda bu korkuların başlamasına neden olabilir! Karanlıktan hiç korkmayan bir çocuk, "Demek ki karanlık korkulacak bir şeymiş" diye düşünebilir mesela. Farklı çocukluk korkuları olan bu minik ejderhalar, dilerim çocuğunuzun korkusunu yenmesine yardımcı olurlar :)

19 Haziran 2016 Pazar

Oğlumun Babası Bir Süper Kahraman :)



Evet yanlış duymadınız oğlumun babası bir süper kahraman! :) Nerden mi biliyorum, dinleyin bakalım sizce de öyle değil mi?


Baba olmak zor iş! Her şeyden anlamanız ve her zaman güçlü olmanız gerekir. Sürprizlerle dolu hayatta her zaman bir planınız olmalı. Oğlumun babasında ise B, C, D, E... planlarını bulmanız mümkündür :) Dolayısıyla hiçbir durumda kendinizi çaresiz hissetmez, hep güvende olur ve hiçbir yağmurda ıslanmazsınız :) 

Sonraa oğlumun babası, "sorumluluk" denince ilk aklıma gelendir. Evle ilgili, işle ilgili ve çocuğuyla ilgili her sorumluluğu bihakkın yerine getirir. Evde bir şey mi bozuldu mesela. Hiç dert değil. Oğlumun babası, hemen alır tamir setini ve hallediverir. Sizin bunu düşünmenize gerek yoktur. Yine çocuğumuz mu hastalandı, dönüp arkasını uyumaz. Üstüne düşen her işi fazlasıyla yaptığı gibi, bir de eşine desteğini esirgemez.


Çocuğuyla iletişim kurmak ve ilgilenmek de önemli tabii :) Her baba yapamaz bunu. (Çocuğuyla oyun oynayabilen, zaman geçirebilen babalara kocamaaan bir alkış :) Bizim evde "ev dışı" oyunlar, oğlumun babasından sorulur. Bisiklete binmek, birlikte uçurtma yapmak, top oynamak, parka gitmek, hatta araba tamiri için birlikte sanayiye gitmek, aklıma gelenlerden bazıları. Birkaç sebze-meyve fidesinden şirin bir bahçe oluşturup çocuğu toprakla buluşturmak da yine O'nun fikri ve çabasıdır mesela :)

Tüm bunlar bir yana, bizi her zaman sevgisi ve merhametiyle sarıp sarmalayan da yine O'dur.  İyi ki vardır ve iyi ki oğlumun babasıdır. Allah başımızdan eksik etmesindir. 

Dedim ya O, oğlumun ve benim süper kahramanımız. Tıpkı sizin çocuklarınızın babalarının olduğu gibi :) Eee süper kahramanların özellikleri farklı farklıdır. Kimi uçabilir kimi ağ atabilir :) Sizin süper kahramanınız belki biraz farklıdır ama hepsi iyi ki vardır. 

Evet doğru anladınız, bu yazı bir "babalar günü kutlama" yazısıdır :) Bu vesileyle tüm babaların babalar gününü kutlayalım o halde :) 

15 Haziran 2016 Çarşamba

Bebelere Kitap :)


Çocukça Kitaplık, çocuklar kitaplarla erkenden tanışsın ve okumayı seven bir nesil yetişmesine küçük bir katkı olsun diye başladı. Okul öncesi dönemde çocuğu olan bir tanıdığa bu fikirden bahsedildiğinde "Ama o yaştaki çocuklar okuma-yazma bilmez ki, nasıl olacak, resimlerine mi bakacak?" sözüyle karar verildi. "0-6 yaş çocuk kitapları"nı tanıtmak ve bu dönemin kitap okumayı sevdirmede ne kadar önemli olduğuna vurgu yapmak gaye edinildi.  Evet, okuma yazma öğrenmeden tanışmalı çocuklar kitaplarla, hatta bebekler :)

Şimdi bebekler için bir kitaptan bahsedeceğim sizlere. Bahsedeceğim, tam olarak bir kitap da değil aslında. Bebekler için hem kitap hem oyuncak hem de dişlik. Bebek biraz etrafını fark etmeye, oyuncak oynamaya, dişleri gelmeye başladığında eline verilebilecek bir kitap. Sayfaları kumaştan, sayfalar çevrildikçe hışırtılı sesler çıkarıyor. Şekilli köşeleri ise dişlik olarak düşünülmüş. Yani bu kitap, çocukların her şeyi ağzına götürdüğü ve nesneleri bu şekilde tanımaya çalıştığı dönem için oldukça ideal :) Bu kitapta hiç yazı yok. Sayfalarda renkli resimler ve hayvan karakterler var. Kendi içinde bir hikayesi var. Çocuğunuz tam olarak kendini ifade etmeye başladıktan sonra çocuğunuzdan bunun hikayesini anlatmasını isteyebilir, birlikte resimlerine bakabilirsiniz. Oğluma bebekken babası hediye olarak almıştı bunu. Şimdi büyüdü, ben de hikaye oluşturma kısmından devam etmeyi düşünüyorum :) Kitabın tanıtımında 3 aydan itibaren alınabilir denmiş, hadi 6 ay olsun :) 0 yaş için kitap tavsiyemiz de bu olsun o halde :) Sevgiler...

14 Haziran 2016 Salı

Kitapkurdu Çocuklar Yetiştirmek



Kitap okumayı sevelim ya da sevmeyelim, hepimiz "Çocuğumuz kitap okumayı sevsin" isteriz. Kitap okumak iyi bir şeydir çünkü :) Peki bunu nasıl yapmalıyız? Prof. Dr. Sedat Sever, çocuklarda okuma kültürü oluşturma ve çocuk edebiyatı konusunda faydalı bir kitap yazmış. Kitap, akademik bir dile sahip ve ders kitabı niteliğinde. Dileyenler ayrıntılı okuyabilir. Benim kitaptan notlarım ise şunlardır...

Kitapkurdu çocuk (Yazar bunu "okuma kültürü edinmiş birey" olarak ifade ediyor :) ) yetiştirmenin üç basamağı vardır: 

1. Görsel Okur Yazarlık (Görsel Okuma Dönemi)
2. Okuma-yazma becerisi edinme 
3. Okuma alışkanlığı becerisi kazanma

Yani çocuğunuz birden "kitapkurdu" olmaz sevgili okur :) Bunun için öncelikle okul öncesi dönemde çocuğunuzun "Görsel okuryazarlık" basamağını geçmesi gerekir. Dikkat ederseniz çocuk, okuma yazma öğrenmeden önce başlıyor bu süreç. Çocuk 1. sınıfa başladığında bu aşamayı geçmiş, kitaplarla çoktaaan tanışmış olması gerekiyor. 

Peki nedir bu "görsel okuryazarlık" ? 
Görsel okur yazarlık, okuma kültürünün temellerinin atıldığı, çocuğun kitaplarla tanıştığı 1-6 yaş'tır. Görsel okuma, kitaptaki harflerle değil de resimlerle yapılan okumadır diyebiliriz. Bu sebeple okul öncesi dönemde çocuğa seçilecek kitaplarda görsellik ön planda olmalı ve kitabın resimleri mutlaka çocuğun ilgisini çekmelidir. Bu dönem de kendi içinde iki döneme ayrılır:

1.1. Görsel ve Dilsel Algının Uyarılması (1-3 yaş): Bu yaşta kitaplar, çocuk için "oyuncak" işlevi görür. Bu nedenle 1-3 yaşta çocuğa seçilecek kitaplar; çocuğun el yapısına uygun, çocuğun taşıyabileceği hacim ve ağırlıkta, özel kesimli ve ilgi çekici olmalıdır. Ayrıca "ayı, kuş, köpek, ev, bardak" gibi nesne ve kavramları tanıtan, sesli ve özel dokulu kitaplar, banyo kitapları da bu yaş grubu için düşünülebilir. Bu kitapları çocuk istediği zaman kendisi inceleyebileceği gibi, zaman zaman çocukla birlikte incelenerek, çocuğun soruları yanıtlanmalıdır. Böylece çocuğun zihninde "kitap" kavramı oluşur.

1.2. Görsel ve Dilsel Uyaranlarla İletişim Kurma Alışkanlığının Kazandırılması (3-6 yaş): 3-6 yaş, çocuğun sorma-öğrenme çabalarının ve öğrenme isteğinin zirve olduğu zaman dilimidir. Yine bu dönemde toplumsal, kişilik ve dilsel gelişiminde de büyük değişimler yaşanır. 1-3 yaşta kitapla tanışan çocuğa, bu dönemde kitapları sevdirmek amaç olmalıdır. Bunun için de yine görselleri ilgi çekici, çocuğun hayal gücünü geliştiren kısa ve yalın anlatımlı masal, öykü kitapları okunmalı ve hayal ettiklerini sulu boya, boya kalemleriyle resmetmesi için teşvik edilmelidir. Yine kitap okunduktan sonra kitapla ilgili sorular sorularak çocukların öğrendiklerini pekiştirmeleri sağlanmalıdır. (Örneğin, Kitabı beğendin mi? Neden? kahramanın yerinde olsan sen ne yapardın? Kitaptaki hangi resimler ilgini çekti? Neden? gibi). Çocuklar bu dönemde masal-öykü uydurmaları için de desteklenmeli, basit tekerleme ve şiirlerle tanıştırılmalı, çocuk için küçük bir kitaplık oluşturulmalı ve anne-baba da çocuğa kitap okuma konusunda model olmalıdır. 

"Çocuk Edebiyatı ve Okuma Kültürü" kitabından benim notlarım bunlar. Fikir vermiştir umarım. Hoşça kalın..

13 Haziran 2016 Pazartesi

Çocuklar ve Duyguları



Psikolojik danışman olarak okul öncesi dönemdeki çocuklarla çalışmak hem zor hem de keyiflidir. Keyiflidir; çünkü çocuklar durudur, hesapsızdır ve hayal güçleri uçsuz bucaksızdır. Sorduğunuz sorulara alacağınız rengarenk cevaplar, hem şaşırtır hem de mutlu eder sizi. Çocuk sayısı kadar yanıtınız vardır. Hayvan çizip tahmin etme oyunu oynarsanız mesela, sizin çizeceğiniz ya kedidir ya kuş. Oysa bir çocuğun çizdiği resmi tahmin etmeniz epey güçtür, çünkü "yürüyen bir balina" çizdiğini söyleyebilir mesela size :) 

Çocuklarla çalışmak diğer taraftan zordur. İletişim kurmak için illa ki samimi olmanız ve çocuğu sevmeniz gerekir. Ufacık bir samimiyetsizlik görürse sizde, hemen kapatır kapılarını ve almaz sizi içeri. Ama ufacık bir ilgiyle de aklına gelen her şeyi anlatması mümkündür :) Bir diğer zorluk da çocuğun kelime dağarcığının kendini ifade etmeye yetmemesidir. Bu nedenle alternatif yollara başvurmanız gerekir. Resim ve oyun ise en kestirme yollardır.

Çocuklarla çalışmanın bir diğer zorluğu da çocukların  duygularını anlamlandırmada ve ifade etmekte zorlanmalarıdır. Bu noktada anne-babanın tutumu oldukça önemlidir. Çocuğun duyguları tanımasına yardımcı olunmalı ve her duygunun insan için olduğu, bunu yaşamamızın "normal" olduğu çocuğa öğretilmelidir. "Ne var bunda ağlayacak/korkacak/üzülecek/sevinecek!" dersek eğer, hem çocuğu hiç anlamamış, hem de çocuğun o duyguyu  tanımasına fırsat vermemiş oluruz. Bunun yerine "Bu durum seni çok üzmüş, bana anlatmak ister misin, hadi gel bunu konuşalım." derseniz, hem çocuğunuzu anlamış hem de onun duygularıyla yüzleşmesine olanak sağlamış olursunuz. Travma yaşayan çocuklara tam da bunu çalışırız işte. Çocuğu duygusuyla yüzleştirmeye ve duygusunu normalleştirmeye... "Evet seni anlıyorum, çok korkmuşsun ama bu durumda kim olsa korkardı, ben de korkardım." Bu, çocuğun ilerlemesinde oldukça önemlidir. 

Bu noktada anne-babalar olarak çocuklarımızla sık sık farklı duygu oyunları oynayarak, duygu ile ilgili değişik etkinlikler yaparak onlara duyguları tanıtmalıyız. TUBİTAK yayınları da "Duygularınız" kitabıyla buna destek oluyor. Kitapta farklı durumlarda yaşanacak farklı duygular anlatılıyor. Eğitici bir kitap ve arkasında anne-babalara öneriler yer almış. Kitap, 3+ etiketiyle paylaşılsa da 4 yaş ve üstü için daha faydalı olacağını düşünüyorum. İyi okumalar...

Not: Yetişkinler olarak bizlerin de duygular konusunda çok iyi olduğumuz söylenemez :) Küçük bir öneri; bildiğiniz duygulardan bir duygu listesi oluşturun, bakalım kaç duygu biliyorsunuz?

10 Haziran 2016 Cuma

Mini Minnacık Masallar


Çocukça kitaplığın "Miniminnacık masalları", adı üstünde minik şirin masal kitaplarından oluşan 20 kitaplık bir seri. Nesil Çocuk Yayınları'ndan çıkan kitapların yazarı Yavuz Bahadıroğlu.  Kitaplarda verilmek istenen değer, hayvan karakterler üzerinden kurgulanmış. Kararlı olmak, hayata olumlu bakmak, başkalarına özenmemek, yardımsever olmak, sabırlı olmak, sorumluluğunu bilmek, grup etkinliğine uyum sağlamak gibi birçok değer işlenmiş masallarda. Kısa, öz, akıcı ve eğlenceli  bir anlatımla hem de. Resimleri ve baskısı da oldukça güzel olan bu kitapların arkasında mini bir etkinlik de yer almış.

Kitapların ebatları 12x12. Bu yönüyle de oldukça pratik. Kitapları seri olarak alabilir, çantanızda çok rahat taşıyabilir, beklemeniz ve çocuğunuzu oyalamanız gereken durumlarda tablet/telefon yerine çocuğunuza sürpriz yaparak eline serideki kitaplardan birini verebilir ya da birlikte okuyabilirsiniz. Fiyatı da çok çok  makul olan bu masallar, 5+ etiketi taşısa da 3,5-4 yaştan itibaren çok rahat okunabilir.

Sözün özü; bu minik masallarla tanışın derim ben, biz Alaycı Alabalık'la tanıştık bile :)


8 Haziran 2016 Çarşamba

Küçük Çocuklu Annelere Ramazan Önerileri :)



Farkındalık Ay'ı geldi, hakikaten hoşgeldi :) Hem kendimizi yeniden keşfedeceğimiz, hem de çocuklarımıza farkındalık, empati, haz öteleme gibi birçok önemli değeri kazandırabileceğimiz sayılı günler var önümüzde. Ben'i bir kenara bırakıp öteki'ni anlamaya, başkası için fedakarlıkta bulunmaya bir çağrı bu. Çocuklarımıza da bunu duyurmamız lazım işte. Peki nasıl yapmalı?


Ramazan Takvimi: Çocuğumuzla birlikte her güne farklı bir etkinlik ya da oyun hedefi konularak bir Ramazan takvimi oluşturulabilir.

Tekne Orucu: Çocukların ilerleyen yıllarda başarılı insanlar olmaları için en önemli şeylerden biri haz ötelemeyi öğrenmeleridir. Bu değer de çocuğun isteklerinin hemen karşılanmayıp (özellikle 3-6 yaşta) bir süre ertelemesiyle çocuğa kazandırılabilir. Ramazan Ay'ındaki tekne orucu da (iki vakit arası oruç) bunu kazandırmanın iyi yollarından biridir. Tabii bunun için çocuğa oruç ve Ramazan iyi anlatılmalı, çocuk bunu kendisi istemelidir. Teşvik etmek ve sonunda bunu ödüllendirmek çok önemlidir. Çocuğa en uygun süreyle başlanıp süre yavaş yavaş uzatılabilir. 

Çocuk İftarı: Çocuğumuzun arkadaşlarına yönelik bir çocuk iftarı yapmak, çocuğumuz için hem eğlenceli hem kalıcı bir Ramazan etkinliği olacaktır. Çocuğumuzla birlikte evi süsleyebilir, gelen minik konuklar için küçük hediyeler alabiliriz. Paylaşma duygusunu böyle kazandırmak ne güzeldir.

İyilik Kumbarası: Evde bir iyilik kumbarası hazırlayıp, her gün çocuğumuzla bu kumbaraya para toplayabiliriz (Anne, baba, kardeşler,kendisi ve yakın çevre hedef kitle olsun :). Ramazan'ın sonuna doğru ya da yeterince para birikince de çocuğumuzla birlikte hediyeler alarak çevremizdeki ihtiyaç sahiplerine yine birlikte ulaştırabiliriz. (Bu yardım sürecinin her aşamasına çocuğun dahil edilmesi önemli.)

Cami Gezileri: Teravih için her seferinde farklı bir camiye gidip çocuğumuza farklı camiler gezdirilebiliriz. Camiye gitmeden önce çocuğun çantasına camiye gelecek diğer çocuklar için şeker, balon gibi minik hediyeler konup camide bunu diğer çocuklara dağıtması istenebilir. "Hadi bakalım sen şimdi "Ramazan Baloncusu" oldun, ne çok sevinecek diğer çocuklar bu hediyelere kimbilir" denebilir :) Tabi size camide karşılaşacabileceğiniz ve çocuğunuzun şevkini kırması muhtemel teyze/amcalardan hiç bahsetmeyeyim :) Ama siz kararlı olun tabi, çocuk bu koşacak illa ki :) Ben geriye dönüp baktığımda en canlı Ramazan hatıramın çocukken teravihlerde gittiğim cami olduğunu görüyorum, öyle net ki görüntü ve bana yaşatığı his. Bunu çocuklarımıza da yaşatmamız gerektiğini düşünüyorum. Her şeye rağmen :)

Ramazan Kitaplığı: Çocuğumuzun yaşına uygun, görselleri ilgi çekici Ramazan Ay'ını konu alan kitaplardan mini bir Ramazan kitaplığı oluşturulabilir. Bizim anlattıklarımızdan çok daha fazlasını anlatıyor çünkü çoğu zaman kitaplar. O halde size ve çocuklarınıza; dolu dolu geçecek, unutulmaz bir Ramazan Ay'ı diliyorum. Çocuk kitaplarında buluşacağız tekrar :)